19.8.10

günün en güzel anları gecenin en geç, sabahın en erken olduğu zamanlardır.

sabahın köründe daha gün ışımadan
mahallenin piçleri sokağa fırlamadan

insanların sokakta nispeten daha az olduğu, "meraba, her geçen saniye 7 milyara yaklaşıyoruz" diye çığlıklar atmadığı zamanlardır (7milyarı rakamla yazamıyorum). anormal bi durum olmadığı sürece günün en ayaz saatleridir de. nedeni ise tahmin edilebileceği üzre açık havada çok daha az insan bulunmasıdır. günün muhtelif saatlerinde havayı saldığı gazlarla yeterince kirleten ve ısıtan ortalama insan kapıları ve pencereleri sımsıkı kilitli evinde uyuyarak ve kimi zaman garip sesler çıkararak, bilinçsiz olarak da olsa, evini ısıtma derdindedir. gün içinde zaten kolektif yaşama yeterince katkı sağladığından dolayı, gecelerin kapı ve pencerelerin kilitlenmesi de hiçbir zaman su yüzüne çıkarmak istemediği fakat bilinçaltında ölümüne imparatorluk kurmuş bencilliği yüzündendir.

sakinleşin çocuklar, sakinliğe ihtiyaç var
sessizleşin çocuklar, sessizliğe ihtiyaç var

günün tüm yorgunluğu diğerine devrettiği saatlerdir.

köpeklerin meydan onlara kaldığı ve bi nebze olsun daha özgür oldukları için rahatça itdalaşı yaptıkları, kurbağaların vıraklamalarının arttığı ya da insan dırdırının olmadığı için daha çok duyulduğu, sivrisinek ve bilumum böcek aleminin ortalıkta fink attığı, baykuşların yırttığı saatlerdir.

saat üç, uyumak istiyorum
bir tuvalette çiçekleri sulamak

günün olabilecek en güzel saatleridir.
hem öyle olmasa, bu denli, sanat için soyunulmazdı.

3 yorum:

burkay dedi ki...

"günün en güzel anları gecenin en geç, sabahın en erken olduğu zamanlardır."
çok doğru.
günün en ilhamlı zamanlarıdır onlar.

tatil gününde saat dördü vurduğunda sene boyunca senin için saklı bir saat olarak kalmış bu zaman diliminin ne kadar tatlı olduğunu farkedersin.
ah ne güzeldir o an.

uçan hollandalı. dedi ki...

ben de sana çok katılıyorum sevgili burkay.

nyuu! dedi ki...

alayınıza katılıyorum.