16.5.10

i hurt myself today.

giderdi o. geleceğini söyleyip giderdi. ben, en sevdiğim hırkasını giyip, yarısı boş buzdolabımızın kapağıyla oynamaya koyulurdum, o ufuk çizgisinde kaybolunca. yarım kalan bulutları yerdim, vişne suyu içerdim biraz da. en sevdiğimizdi çünkü vişne suyu. ama onsuz gitmezdi. yarısı boş kalırdı bardağın hep.

boş şişeleri dolaba saklardım. plastik çiçekleri takıp boynuma, dark globe dinlerdim biraz, biraz da söylerdim. uykum gelmezdi hiç o gittiğinde. bütün uykuları uyumuştuk çünkü. ama rüya görmeye devam ederdim, o gittiğinde bile. bütün şaraplarımı içerdi o. bense sarhoş olurdum.

yorgunluk ve mide bulantısı içinde dans ederdim. rüyam bitmeden daha, sızardım tek kişilik yatağımızda. ben uyurken gelirdi o. yine içerdi şaraplarımı. konuşmayı pek sevmezdi, beni uyandırmaya da kıyamazdı hem. bulutları yerdi o da, yarım bırakırdı hep. bardağın diğer yarısını da vişne suyuyla doldururdu, ama içmezdi.

kulağıma geleceğini söyleyip giderdi yine. bense üstüme örttüğü hırkasını giyip el sallardım arkasından, o ufuk çizgisinde kayboluncaya dek.


belki de kaliforniyaya giderdi ama burda olmasa bile burdaydı işte.




but i remember everything.

6 yorum:

gia dedi ki...

yeter artık. yazar mı olcan başımıza. parçalanmış ayna verem mi?

uçan hollandalı. dedi ki...

eski ki bu. yetiyosa okuma.

gia dedi ki...

kızma balköpüğüm. mutlu ol diye diyom.

uçan hollandalı. dedi ki...

ben sana hiç kızar mıyım? yani o kadar da hıyar mıyım?
hıyar dedim de aklıma geldi. yeni sevgilinle aran nası?

kamçatka? dedi ki...

hhay sıklet bastı.

uçan hollandalı. dedi ki...

o ne demek kamçatka?